Şimdi yükleniyor

Paramparça (2017) Fatih Akın

Paramparça (2017) Fatih Akın

IMDB 7.1 15+ 2017 1 sa 46 dk

Fatih Akın Türk-Alman film yönetmeni ve yapımcısıdır. “Paramparça” filmi, onun kariyerindeki diğer yapıtları gibi, genellikle karmaşık insan ilişkilerini ve toplumsal temaları işleyen bir yönetmenin eseridir. Eserlerinde sıklıkla göçmen kimliği, aidiyet ve kültürler arası etkileşim gibi konuları ele almıştır.

“Paramparça” adlı filmi izleyerek, Akın’ın bu eserinde hangi temaları işlediğini, hikayenin ana çizgilerini ve karakter gelişimlerini daha ayrıntılı bir şekilde anlayabilirsiniz.

Paramparça filmi altın küre aday

Paramparça, 2014 yılında vizyona giren ve Fatih Akın tarafından yönetilen bir Türk dram filmidir. Film, birbirinden farklı yaşamlar süren iki ailenin çarpışan kaderlerini anlatıyor.

Konu Özeti:

Film, Türkiye’deki bir çocuğun kaçırılmasıyla başlar. Olay, iki ailenin hayatını altüst eder. Zengin bir ailenin kızı olan Zeynep, bir kazada kaybolan bir başka ailenin çocuğunun peşine düşer. Zeynep’in ailesi, yaşanan trajediyle yüzleşirken, diğer aile de kaybettikleri çocuklarını bulmak için mücadele eder.

Temalar:

  • Aile ve Bağlar: Aile içindeki ilişkilerin derinliği ve bağların ne kadar önemli olduğu vurgulanıyor.
  • Kayıp ve Acı: Her iki aile de kayıplarıyla başa çıkmaya çalışırken yaşadıkları acı ve trajedi ön planda.
  • Kimlik ve Aidiyet: Karakterlerin kimlik arayışları ve aidiyet duyguları üzerinde duruluyor.

Karakterler:

aus dem nichts movie paramparça film

Filmdeki karakterler, farklı sosyal ve kültürel arka planlara sahip olmalarıyla dikkat çekiyor. Her bir karakter, olayların gidişatında önemli bir rol oynuyor.

  1. Zeynep:
    • Filmdeki güçlü kadın karakterdir. Zengin bir aileye mensup, kaybolan bir çocuğun hikayesini araştırır. Kayıp çocuğun ailesine karşı duyduğu sorumlulukla hareket eder.
  2. Sadık:
    • Zeynep’in eşi. Ailesinin beklentileri ve Zeynep’in durumu arasında kalmış bir karakterdir. Zeynep’in araştırmalarına destek olmaya çalışır.
  3. Cem:
    • Zeynep’in çocuğu, filmin temel çatışmalarını tetikleyen bir unsurdur. Aile yapısındaki değişiklikler, Cem’in hayatını doğrudan etkiler.
  4. Kadir:
    • Kayıp çocuğun babası. Ailevi bağları ve acılarıyla mücadele eden bir karakterdir. Kayıp çocuğunun peşindedir ve Zeynep ile çarpışan bir hikaye içinde yer alır.
  5. Zeynep’in Annesi:
    • Zeynep’in arayışında duygusal bir destek sunan, ailenin geleneklerine bağlı bir karakterdir.
  6. Aile Dostları:
    • Zeynep ve Sadık’ın çevresindeki diğer karakterler, ailenin dinamiklerini etkileyen ve hikayeye katkıda bulunan figürlerdir.

Görsellik ve Yönetmenlik:

Fatih Akın, güçlü bir görsel anlatım ve duygusal derinlik sunarak izleyiciyi hikayeye dahil ediyor. Film, etkileyici sinematografisiyle dikkat çekiyor.

Eleştiriler:

Paramparça, genel olarak olumlu eleştiriler aldı ve hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda çeşitli festivallerde yer buldu.

Paramparça, Fatih Akın’ın en dikkat çeken yapıtlarından biri olarak, insan ilişkileri ve toplumsal meseleleri derinlemesine ele alıyor.

 

BEYAZPERDE ELEŞTİRİSİ (3,0)

Fatih Akın için yeni bir dönemin başlangıcı mı?

Yazar: Fatih Yürür

Söz konusu Fatih Akın sineması olduğunda dürüst bir biçimde, nitelik açısından istikrardan söz edebilmenin giderek zorlaştığını düşünüyorum. “Peki neden istikrar gibi bir arayış içerisindeyiz?” sorusu ise boşlukta öylece salınıyor. Fakat bir de nicelik tarafına uzanmayı denediğimizde son dönemde Akın’ın sinemaya taşıdığı öykülerin sansasyon yükünü görmezden gelebilmek pek de mümkün değil!

Öyle ki, sinemasal arenada kucakladığı ödülleri politik duruşu ile ilişkilendirenler, bu konuda kendi içerisinde tutarlı çıkarımlarda bulunanların sayısı oldukça fazla. Bir sinemacı olarak Akın’ın “net bir duruş” derdinde olmadığını düşünenlerdenim. Maharetli yönetmenin, politik açıdan durduğu noktayı tartışmak da en az The Cut üzerinde dönen tartışmalar kadar uzun ve kırçıllı olacağından dolayı, sansasyon molasını burada kesmek yerinde olur diye düşünüyorum.

Akın’ın sinemasında aranan istikrar yukarıda da söyleyebileceğim gibi nitelik açısından değerlendirilmeye alınabilir. Örneğin The Cut sinemasal açıdan da derin sorunlara sahip bir yapımdı. Ardından gelen Tschick / Elveda Berlin ise; yolculuk temasıyla sarmalanmış kan

ka komedisi kulvarında çok da suya sabuna dokunmadan fakat eğlencesinden de fazla bir şey kaybetmeden seyircinin yüzüne belli belirsiz bir tebessüm kondurmayı başarmıştı.

Paramparça ise, açıkçası Fatih Akın’ın filmografisi açısından çok da üst düzey bir iş olmamakla birlikte, öyle ya da böyle kendisi için yeni bir dönemin başladığını işaret ediyor. Diğer taraftan da, hasep açısından ibresi sağa sola kayan kendi filmografisinin daha stabil ve sağlam zemin üzerinde durmaya çalışan bir formata büründürmeye çalıştığının işaretçisi adeta!

Paramparça, özünde yine politik bir omurganın üzerine ete kemiğe büründürülmüş bir öy

kü. Bir saldırı sonrasında eşi Nuri ve 6 yaşındaki oğlunu kaybeden Katja’nın öyküsü, en kaba tabirle kansız ve şiddetsiz bir vigilante örneği diyebiliriz. Katja’nın adalet arayışını, motivasyonunu; pek çok açıdan Martin McDonagh’ın nefis şaheseri Three Billboards Outside Ebbing, Missouri’nin cefakar annesi Mildred’e benzetmek de mümkün. Katja’nın adalet arayışı sürecinde izlemiş olduğu yol, onu hiç de beklemediği yola doğru sürüklerken; Neo-Nazi terörünün ürpertici tarafı ile burun buruna getiriyor. Katja sevdiği insanların kaybıyla birlikte yitirdiği yolunu yeniden bulmak için, adalet mücadelesi ile motivasyonunu yeniden bulmayı hedefliyor.

Akın, bir nevi politik doğrunun da doğruluğu üzerine duyulabilecek tüm şüpheleri merkeze alarak, Alman Hükümeti’nin ırkçılık odaklı adalet mekanizmasını deşmeyi hedefliyor. Kürt asıllı Nuri’nin, ofiste uğradığı saldırı sonrasında yaşanan süreç; hem kökeninin gurbette kendisine getirmiş olduğu kısıtlayıcılık, hem şartlı tahliye ile hayata tutunmaya çalışan genç adamın, geçmişten gelen ithamlar ile birlikte bir ailenin hayatına nasıl kabus gibi çöktüğünü gösteriyor. Akın, kökenler üzerine dönen dezenformasyonu da doz aşımına uğramayacak bir ölçekle izleyiciye servis ediyor. En beylik tabirle dilimize

dolanan “sistemin çürümüşlüğü” tablosunu göstermek adına, akla gelebilecek tüm prototipler, filme olması gerektiği biçimde yerleştirilmiş durumda. Tabi buradaki “prototip” kalıbını bir yafta olarak kullanmıyorum. Akın’ın çizmiş olduğu adalet / adaletsizlik tablosu bir dolu haklı, başarılı oksimoron barındırıyor. Beklenildiği gibi karışık, karmaşık ve gerçekten de sinirlerinizi germeyi başarıyor!

Özellikle mahkeme gerilimi sularını kulaçlayan kısım, Katja’nın dramından kurtulup, temposu yüksek bir gerilim rotası çizmeyi başarıyor. Bu kısım, yıllar içerisinde sinemasal anlamda ne noktada durduğu sık sık tartışılan Fatih Akın’ın kaleminin biraz daha güçlendiğini gözler önüne sermeyi başarıyor. Girizgâh kısmındaki ağır dram yükü, filmin ikinci yarısı ile birlikte tempolu bir gerilime doğru direksiyonu kaydırıyor ki, Paramparça’nın öykü bazındaki en önemli artısı da bu manevrayı yaparken kesinlikle yoldan çıkmamış olması. Yine de “mahkeme salonu gerilimi” söz konusu olduğunda yılın en güçlü yapımlarından biri olan Hakaret kadar, sertliğini daha ziyade naifliğinden alan bir yapım da beklememek lazım!

Konusunun “görünürdeki” ağırlığının altında ezilmeyen, yağ gibi akıp giden bir öyküye ev sahipliği yapıyor Paramparça. Hatta girizgâh kısmındaki dram dozajına rağmen, son derece ferah bir manevrayla seyir zevkini arttıran detaylara sırtını dayamayı başarıyor. Katja’nın yoğun trajedisinin yükünü olduğu gibi izleyiciye bindirmiyor.

Diane Kruger için de ayrı bir paragraf rezerve etmek şart! Abartısız bir biçimde, belki de kariyerinin en etkileyici performanslarından birine imza attığının altını bir kere de ben çizmeliyim… Nitekim bu günlerde haklı olarak pek çok ağızdan bu iddiayı duyacaksınız. Katja’nın yaşadıklarını, tıpkı bir harita gibi Kruger’ın yüzünden okuyoruz desek yeridir. Hatta filmin ön planında yer alan en önemli unsur Kruger’ın kendisi! Diğer taraftan bu derinlikli karakteri, çok katmanlı bir öykünün kalbine yerleştirme konusundaki başarı da Fatih Akın’a teslim edilen “En İyi Yabancı Dilde Film” Altın Küre ödülünün tesadüf olmadığını kanıtlıyor.

Almanya’nın Oscar adayı olarak da maratonun iddialı yapımlarından biri olarak gösterilen Paramparça, tartışıldığı üzere Fatih Akın’ın “en iyisi” olmayabilir fakat girmiş olduğu bu kulvarın, öncüllerine oranla daha farklı olduğu da su götürmez bir gerçek.

Yorum gönder